Hangi konuda olursa olsun, sadece “Kaynak, Yer, Zaman, Miktar ve Olasilik” gibi nicel büyüklükler belirten kestirimlere tahmin denilir. Bir andaki hava durumundan faydalanarak, atmosferin ilerideki nicel durumunu belirlemeye de kisaca hava tahmini denir.
• - 10 DERECE
Kulaginda küpe ya da yüzünün herhangi bir yerinde piercing olanlarin bu derecede metal küpelerini ve süslerini çikarmalari gerekiyor. Metal sogugu çok iyi ilettigi için bu tip takilar yüzde donmalara neden olabiliyor.
• - 20 DERECE
Hava bu sogukluga düstügünde sporda nordik disiplininde karsilasmalar profesyonel dallarda bile yasaklaniyor. Uzmanlar açik havada uzun süre spor yapilmamasini tavsiye ediyor. Bu hava sicakliginda dizel tipi otomobil kullananlarin da dikkatli olmalari gerekiyor, çünkü yakit akmamaya basliyor. Buna karsilik benzinde daha düsük derecelerde bile sorun olmadigi söyleniyor.
• - 22 DERECE
40 derece alkoller donmaya basliyor. Buna karsilik votkanin eksi 24,5 derecede bile akiskanligini korudugu iddia ediliyor.
• - 30 DERECE
Nefes almak zorlasmaya basliyor. Her nefes alindiginda burun delikleri donuyor, nefes geri verildiginde tekrar çözülüyor.
• - 38 DERECE
Bu sicakligin altinda Güney Sibirya'da okullarin çogu tatil ediliyor.
• - 38,8 DERECE
Civa ergiyor.
• - 40 DERECE
Açik havaya çikanlar gözleriyle ilgili problem yasiyor. Sicak gözyasi, gözkapaklarinin birbirine yapismasina neden oluyor.
• - 55,1 DERECE
Dünya üzerinde ölçülen en düsük ortalama sicaklik. Antartika'da ölçüldü.
• - 77.8 DERECE
Insanlarin ikamet ettigi bir bölgede ölçülen en düsük sicaklik. 1938 yilinda Kuzey Sibirya'daki Oimyakon'da ölçüldü.
• - 89,2 DERECE
Dünya üzerinde ölçülebilen en düsük sicaklik. 21 Temmuz 1983'de Antartika'da ölçüldü.
Istanbul Teknik Üniversitesi (ITÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Bölümü Ögretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadioglu, buzlanma ile mücadelede kullanilan tuzun yol açtigi korozyon sebebiyle köprü ve yollarin tahrip oldugunu, yol kenarindaki yesil örtünün de öldügünü belirterek, "Tuz, maliyeti ve dogurdugu çevre problemleri dolayisiyla, mümkün oldugu kadar hesapli ve dogru yerde kullanilmalidir. Yol boyunca yerel hava sartlarinin nasil degistigini ve yollarin hangi kisminin daha fazla donma potansiyeli oldugunu, kisacasi 'yol klimatolojisini ve meteorolojisini' bilmek gerekir" dedi.
Prof. Dr. Mikdat Kadioglu, IHA muhabirine yaptigi açiklamada, buzlanma ile mücadelede nispeten ucuz bir çözüm olan tuzun zararlarinin 1970'lere dogru anlasilabildigini belirterek, "Tuzun yol açtigi korozyon nedeniyle köprüler ve yollar tahrip olmakta, yol kenarindaki yesil örtü de ölmektedir. Tuz, maliyeti ve dogurdugu çevre problemleri dolayisiyla, mümkün oldugu kadar hesapli ve dogru yerde kullanilmalidir. Bu ise yollarin hangi kisminin ne zaman, ne kadar donacaginin belirlenmesine yönelik, termal haritalama gibi özel meteorolojik çalisma ve öngörü ile mümkündür. Termal (isil) haritalama ile yol/pist yüzeylerinin sicaklik haritasi elde edilerek, donmasi süpheli güzergahlar kolayca belirlenebilir ve öncelikle buralarda buzlanmayi önlemek amaciyla tuz kullanilir. Termal haritalama ölçümleri ile yol güzergahina yerlestirilmesi gereken sabit ölçüm sistemleri ve uyari isaretleri için en uygun yerler de tespit edilebilmektedir" diye konustu.
Son yillarda, tuzu daha saglikli sekilde kullanabilmek için 'Hulme Kis Endeksi' gelistirildigini anlatan Prof. Kadioglu, "Bu endeksin hesaplanabilmesi için, yol boyunca yerel hava sartlarinin nasil degistigini ve yollarin hangi kisminin daha fazla donma potansiyeli oldugunu, kisacasi yol klimatolojisini ve meteorolojisini bilmek gerekir" dedi.
Prof. Dr. Kadioglu, bir veya iki saatlik güvenilir hava tahminlerinin de buzlanma ile savasta çok önemli oldugunu kaydederek, "Eger tuz veya diger kimyasal maddeler, donan yagmur veya kar yagisi ile birlikte ayni anda yollara dökülürse, su, yol yüzeyinde donamayacak ve böylece daha az tuza ihtiyaç olacaktir" diye konustu. Prof. Kadioglu ayrica, kar yagisinin ne zaman sona erecegini bilmenin de karayollari ekiplerinin is planlamasi ve kaynaklarini kullanmalari açisindan büyük yararlar saglayacagini bildirdi.
Dünyadaki bir çok havaalani ve bazi karayollarinin, buzu eritmek veya onlari yoldan uzaklastirmak için sivi etilen glikol kullandigini söyleyen Prof. Dr. Mikdat Kadioglu, "Fakat bu, baliklari ve su alti yasami etkileyen pahali bir maddedir. Son yillarda, çevreye zarar vermediginden ve tuzdan daha az korozyona neden oldugu için, kalsiyum magnezyum asetat (KMA), duyarli çevrelerde kullanilmaya baslandi. Tuzdan daha pahali oldugu için, KMA bazi ülkelerde sadece yeni köprülerde ve duyarli çevrelerde kullanilmaktadir" diye konustu.
Serbest atmosferde, buz kristalleri ve su damlaciklari gibi gözle görülür parçaciklarin bir araya gelmesiyle olusan bulut, hava parselinin atmosfer içerisinde yükselmesi ile içerisinde bulunan su buharinin yogunlasmasi sonucunda olusur. Sisin buharlasmasi seklinde olusumu da söz konusudur.
Yogunlasma çekirdekleri adi verilen toz ve duman parçaciklari sayesinde su buhari yogunlasabilir. Bulutun olusumunda her seyden önce, ister konvektif faaliyetle olsun, isterse bir dag yamacinin zorlamasiyla olsun veya isterse yerin isinmasiyla yere yakin yerlerdeki hava parselinin isinarak yükselmesi sonucunda olsun yükselme, soguma ve yogunlasma gerekli olan üç temel özelliktir.
Bulutlar yüksekliklerine göre üçe ayrilirlar:
Yüksek Bulutlar
Orta Bulutlar
Alçak Bulutlar
Cirrus
Altocumulus
Stratus
Cirrocumulus
Altostratus
Stratocumulus
Cirrostratus
Nimbostratus
Cumulus
Cumulonimbus
Bulutlar enlem derecelerine göre degisiklik gösterir.
Gökyüzü'nün mavi görünmesinin tek sebebi kirilma hadisesidir. Günes isinlari atmosfere girdiginde atmosferdeki gaz moleküllerine ve toz parçaciklarina çarparak saçilir. Gün isigi degisik dalga boylu birçok isindan olusur. En kisa dalga boylu isinlar mavidir. Bu isinlar atmosferin üst tabakalarindaki küçük parçacilar tarafindan hemen saçilirlar. Fakat kirmiz isik (ki en büyük dalga boylu isiktir!) saçilmak için daha büyük parçaciklara çarpmak zorundadir. Gökyüzü açik oldugunda, mavi isik diger isiklara oranla en fazla saçilan isiktir. Bu yüzden de gökyüzü mavidir . Mesela gökyüzü yogun bulutlarla veya dumanla dolu oldugunda, tüm isinlar nerede ise ayni oranda saçilir. Bu da gökyüzü neden gri renkte görünmesine sebep olur.
6 ay hadisesi: Evvelden beri kullanilan halk takvimi Rumi takvim esas alinarak yapilmistir. Yil iki bölümde incelenir. Rûz-u Hizir (kisaca Hizir ya da yaz) ve Rûz-u Kasim (kisaca Kasim ya da kis) olarak ikiye ayrilir. Hizir (Hizir ve Ilyas sözcükleri birleserek halk agzinda hidrellez seklini almistir.) 6 Mayista baslar 186 gündür. 6 Mayis Günü kis mevsiminin bitip sicak yaz günlerinin basladigi anlamina gelir ve ilk gününe halk arasinda Hidrellez denir. 8 Kasimda Rûz- Kasim baslar. 179 – 180 gündür. Halk arasinda belli zamanlarda olusan hava sartlari daha ilerideki günler için ölçü alinmistir. Siz Istanbul'da 6 ay kis yasiyor musunuz? Karakis, Zemheri, Gücük'ten veya Mart dokuzu, dokuzun dokuzu, abdul besi, cemreler gibi sayili günlerden haberdar misiniz? Ebem dedem hesabi olarak da bilinen bu günler, sayili günler sasar mi saniyorsunuz? Ya Istanbul ilk dafa mi böyle bir kis yasiyor? Arsivleri biraz karistiranlar Bogazin buz tutmus resimlerini, buz üzerinde poz veren insanlari da görebileceklerdir. Durun hizimizi almisken bu sayili günlerin de dökümünü yapalim belki isimize yarar:
Karakis (11–12 Aralik): On gündür. Genelde yagisli geçer. Don görülebilir.
Gündönümü (21–22 Aralik) Gündönümü firtinasi eser. Anormal yagislar görülebilir.
Erbain (21–22 Aralik - 31 Ocak)Kirk gün anlamina gelir. Halk arasinda Zemheri diye bilinir. Kisin en sert zamani oldugundan karakis diye de anilir. Esen sert rüzgârlar da Erbain veya Zemheri firtinasi olarak da anilir.
Hamsin ( 1 Subat - 21 Mart)Erbainden sonra gelen elli günlük devreye denir. Nevruzda biter. Bitimiyle kis da bitmis sayilir.
Cemreler (19 Subat - 7 Mart)Arapça ates anlamina gelir. Cemreler yagisli geçerse yil yagisli olacak demektir. Birer hafta ara ile üç cemre düser. Bunlar sirasiyla:
Birinci Cemre (20–21 Subat): Havaya düser, havalar isinir.
Ikinci Cemre (27–28 Subat): Suya düser, sular isinir.
Üçüncü Cemre (6–7 Mart): Topraga düser, toprak isinir.
Berdelâcuz (11–17 Mart) Kocakari soguklari olarak anilan bu günlerde hava hep kapali ve soguktur.
Nevruz (21–22 Mart) Martin dokuzu olarak da anilir. Gündönümüdür. Firtinalar hiç eksik olmaz.
Abrulun besi (18 Nisan) Halk arasinda:
- Abrulun besi sigir lesi
-Sakin abrulun besinden sigiri ayirir esinden gibi atasözleriyle de anilir. Bugünlerde çift sürülmez.(Istanbullular duyurulur çift filan sürmeyin bu havada çikip Çamlica'da çay filan için, içinizi isitir.) Firtinali soguk gündür.
Sitte i Sevr ( 20 – 25 Nisan ) Öküz soguklari adi verilen bu alti günde hava her saat basi baska bir hal alir. Adini günesin Öküz burcuna girmesinden alir.
Çiçek Firtinasi ( 4- 5 Mayis) Bu zamanda erkek çiçek açan agaçlar firtinaya tutulurlarsa meyvesiz kalirlar.
Hidrellez ( 6 Mayis) Yesil anlamina gelen Hizir sözünden yeseren gün adi verilmistir.
Gündönümü (21 Haziran) Firtina ve yagis görülür.
Çark dönümü (1 Temmuz) Terazi burcuna girilir. Üzümlerin olgunlasmaya basladigi zamandir.
Eyyami Bahur (31 Temmuz - 7 Agustos) Yilin en sicak günleridir. Kuyruk yildizinin dogdugu zamandir. Halk:
- Dogdu kuyruk kalmadi koruk diyerek üzümlerin olgunlasmaya basladigini anlatir. Sicak günler anlamina gelmektedir.
Gündönümü (23 Eylül) Firtina ve yagis görülür. Cemre: "Kor halindeki ates" diye tarif ededurmus ansiklopediler cemreyi. Ilave etmisler sonra: "Subat ayinin ikinci yarisiyla, mart ayinin ilk yarisi arasinda, önce havaya, sonra suya ve son olarak da topraga düserek onlarin isinmasini sagladigina inanilan enerji..."
Cemre diye adlandirilan sayili günlerin takvimlere nasil girdigi bilinmiyor. Yilin 180 gün süren soguk yarisi olarak ayirt edilen kasin döneminin 100. gününden sonra, sicakligin yükselmesi ile ilgili gözlem birikimini, kora benzetilen bir enerji kaynagiyla açiklama düsüncesinden kaynaklandigi tahmin ediliyor. Istanbul'da 60 yillik dönem için yapilan bir arastirma, cemrelerin kistan bahara geçilirken ortalama sicaklik egrilerinin yükselmeye basladigi dönemin baslangicini belirledikleri ve bu dönemde mevsim normallerinin üzerindeki az ya da çok bir sicaklik artisiyla çakistiklarini ortaya koymus. Cemreler arasindaki günlerdeyse, sicaklikta az da olsa bir düsüs saptanmis. Ayni arastirmaya göre her üç cemre dikkate alindiginda, bir iki günlük farklarla bu tarihlerde % 42 ihtimalle, iki cemre dikkate alindigindaysa %74 ihtimalle belirgin bir isinma gerçeklesmis.